24.4.10

emcekare

Seni gerçekten anlayabilen tek kişinin de kilometrelerce uzakta olması zor şey. Ama yine de güzel be, onun var olduğunu bilmek, delirmediğime kanaat getirmek, yalnız olmadığımı bilmek şu yeryüzünde. Yanımda olmasan da fiziki manada, biliyorum biz bir bütünüz bambaşka bir dünyada. Seni sevmiyorum sütoğlan, çünkü bensin sen, sen de benim. Salla kilometreleri, bir derdin olduğunda ışık hızını yemişim, hemen dibinde biterim.

Ha bi de unutmadan söyleyeyim. Buklelerine kalem sokarım.

what we need

Hep hayal ettiğim dostluğa kavuşamayan ben... Hep yanımda olduğunu bileceğim, kötü hissettiğimde yanıma koşacak, derdimi dinleyecek, tüm sırlarımı paylaşabileceğim, sabahlara kadar telefonda sohbet etmekten bıkmayacağım, yanyana geldiğimizde konuşulacak şeylerin bittiği bir an bile olmayacak, gibi gibi biri.

Çevremdeki sürüyle insana rağmen yalnız hissetmem...

Yaklaşık bir haftadır tuvalet sorunu yaşayan bir aylık yeğenim ve onun tuvaletini yapmasıyla huzura eren biz, evet o değil biz.

Küçücük bir canlı ve onun insanlara hissettirdikleri... Yüzündeki o salak gülücük paha biçilemez.

Mmmm whatcha say,
Mmm that you only meant well?
Well of course you did
Mmmm whatcha say,
Mmmm that it's all for the best?
Of course it is
Mmmm whatcha say?
Mmmm that it's just what we need
You decided this
Whatcha say?
Mmmm what did she say?

22.4.10

akar

Sürekli saçlarımı kestiresim geliyor, nedir bu heves canım?! Yarın veya ertesi gün saçlar gidebilir, bilgine.

Artık çevremi önemsemiyorum. Kim ne der, aman şöyle yapmayayım, demiyorum. Evet, felsefemi benimsedim sanırım, çok sevinçliyim, bunu başardım ve işte kendimi kuş gibi hafif hissediyorum!?;+&^ Tamam, sayısal ifadelerden bahsetmiyorum!

En kısa zamanda sayısal ifadelerin de küçülmesini temenni ediyorum tabi ki.

Yeni insanlar tanımam gerektiğini düşünüyorum, belli bir çevreyle kısıtlandım gibi geliyor. Dersane işe yarayabilir tabi gelecek sene ama evvela başka ortamalara akmalıyım sankim.

21.4.10

gurme

Nnnnamanın o da nesi! Bir ışık mı görüyoğrum?

İşte bu tatta bir gün. Bi ışık geliverdi böyle yukardan felil felil, o ne demek hiç bilmem, bir nur böyle, aydınlandım herhald. Trigonometriymiş, elektrikmiş hah! Halt etmiş.

Kadıköy'de mosquito var böyle, rexx'in karşısındaki sokak gibi işte, pilavcı var köşede. Köri soslu tavuğunun yanında yatılabilir, benden söylemesi. Komisyon almıyorum tamam ama damak tadım çok iyidir cidden, gurmeyimdir hatta, faydalanın benden.

Rahibe Teresa'dan bir söz geliyor şimdi, düşün taşın bugün, yarın sözlü yapcem.

İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.

Veeee ardından hiç alakası olmayan bir karikatür!..

19.4.10

yeni ben

İspanyolca öğrenmekte çok kararlıyım a dostlar! Tecrübeli insanlar varsa çevrende bilmek isterim. Hatta bu yaz ispanyaya gitmek ne güzel olurdu dedim ama annem arkadaşlarımda bir ikisi olmadan olmayacağını söyledi. Çok yazık! Gelebilecek, gelmek isteyen varsa onu da bileyim, bi barça yapardık.

Ne güzel çocuklardık daha dün, uyandım bu sabah, bir de baktım gökyüzüne ki ne göreyim? Kaybolmuş pembe bulutlar.

Kocaman olduk gerçekten. Düşünüyorum da küçükken 17 yaşa imrenirdim hep, çok farklı olacağıma inanırdım o yaşta, ama ne kaldı şunun şurasında, sanmıyorum pek bi fark olacağını şimdiden. Sevgili Y.'den motivasyon geldi tabi bunun üzerine. Diyorlar ki:

Yeni bir aşk yeni bir iş
Yine gülecek bir neden lazım
Yeni bir haber yeni bir kader
Bunlar için bana şans lazım

Yeni bir duruş yeni dokunuş
Tek tek keşfetmem lazım
Yeni bir hayat gerisi bayat
Kendime yeni bir ben lazım

Bakalım neler olacak da yeni bir ben olacağım, meraklar içindeyim.

Haftaya sınavlar, sonra festivaller, yemek derken yine sınavlar ve hoppala yine yeniden yaz! Planlar için geç kaldım sanırım, biraz acele etmeli mi ne? Ama bu sene biteceği için çok mutluyum, ilk defa okuldan kaçmak ister gibiyim, ilk defa yazı böylesi bir hevesle bekliyorum. Sevgili sınıfım, yaşananların verdiği bunalımımsılar demek ki beni bu kadar bıktırmışlar!

Bu sene iyi geçmedi söylemem lazım
Kader beni seçmedi ama görmemem lazım
Belki birden bire yeniden başlamam gerek
Eskiden taptığımı bugün taşlamam gerek
...
Günler güzel geçmedi unutmam lazım
Asıp yüzümü kalmışım azcık kırıtmam lazım
Hep içime atmışım anlatmam gerek
Hepsini bir kazana atıp toptan kaynatmam gerek

18.4.10

öcü

Kıvırcığımı eve atmam, tüm hafta sonu kendisiyle işlerimizin olması ve ondan hala bıkamamış olmam, azıcık diyetin dışına çıkmamız, yıllar sonra dejavu seyredebilme şerefine erişmem, sabaha karşı dedikodunun tavan yapması, kimsede susmayan yeğenimin benim kucağımda sakinleşip uyuması, ispanyolca öğrenmeye karar vermem, veli toplantısında verilen ara karneden sonra annemin hala sağlığını ve sabrını kaybetmemesi, herkesin artık benim gerçekten de çok sabırlı oluşuma ve hala insanları memnun etme çabama inanması... gibi gibi.

Kısa bir özetin ardından yaşamdan bir kareyle devam edelim.

İnan bana bu benim.

En sevmediğim işlerden biri olan yorgana nevresim geçirmeyi yaparken sevgili kıvırcığımın "Aaa biz eskiden onun içine girerdik!" demesiyle gaza gelen ben ve can çekişirken beni fotoğraflayan kıvırcığım.

Sevsinler seni.

16.4.10

Bugün sevgili kıvırcığım yanı başımda, başucu kitabım gibi maşallah. Şincik sözü ona bırakıyorum; kendisi her ne kadar boş bırakmayı düşünmüş olsa da...

sonundaaa diloloyuma kavuştum...midemdeki dolmaları hazmetmeye çalışırken bunu yazmak zor gelse de mutluyum hala diyetimi bozmadım :D yazarken sık sık tıkansamda aslında çok edebi bir kişiliğimdir! Diloloyumla haz-d de ilk tanıştığım günü hatırlamasamda iyiki tanışmışız diyorum hergün her dakika :D Bugün de diloloyumla ne kadar çok şey yaşadığımı bir kez daha farkedip kopuyorum ve kısaltmadan yazmanın ne kadar zor olduğunu farkettim şu an.Sabah kalkıp dersaneye gitme gerçeği ne kadar zor gelsede diloloyumla olunca o da akar gider :D Daha dedikodu faslına tam başlayamasak da hala ümitliyim :D En son yazdığım yazının edebiyat sınavında olduğunuda hatırlatmak isterim...Birazdan film de izlicez oh mis (tabi ben bitirebilirsem) :D Diloloyum da ümidini kaybedip benim telefonumla oynamaya başlasa da bitiriyorum artık ilk kez yazdığım bu bloga veda ediyorum diloya da bana bu yazıyı bırakıcak kadar güvendiği için tekrardan şaşıyorum ama o benim bitane canım dostummm HİÇ AYRILMAYACAĞIZ DİLOLOYUM =)

15.4.10

belliboncuk

Bir kederli bir mutlu bir sinirli bir melek gibiyim, aman ne bu canım? Hayır kırkımı da geçmedim yani böyle bunalımımsılar niyedir, hiç bilmem.

Hollandalılar geldi okula dün, işte yaa kardeş okulumuz hah artist okulum benim, ay artistliğinde bile bir yamukluk var zaten, yirim. İşte o gün pek bi yalnız olduğumu hissettim, kimsenin bana benim onlara verdiğim kadar değer vermediğini anladım, ki iki kişi dışında yanılmamışım hani, neyse bari, o iki kişiyi seviyorum.

Tess of d'Urbervilles diye bi kitap okuyoruz sınav için, filmini izleyelim dedik, ordaki kız, rahip istediğini yapmayınca çocuk gibi

I don't like you then! I'll never come to your church! Never! Never!

diyodu da ordan aklıma geldi bu "Banane banane daha da gelmem!" pozları, yoksa diğerlerini sevmediğimden değil.

Bugün kıvırcığımla yürüdük Kadıköy'e spor olsun diye, dersaneye aktık filans güzel geçti. Meğer her yer onunla ayrı bişey oluyomuş. Ama günün sonunda kesinleşen durum beni daha da bi trallalla moduna soktu: Kendileri yarın bize geliyorlar.

Kıvırcığımın sevmediklerini öğrendim bugün yemek olarak. Tabi bunlardan bir güzel de mönü oluşturdum yarın sunmak için:

Şehriye çorbası, şehriyeli pilav, patlıcanlı herşey.

Kendileri pek raadlar bu konuda ama, en olmadı açar buzdolabını gıdırırım bişeyler diyor. Ayıb.


ooooh ooooh
Can't tell me nothing now, baby I know how to fly

oooooooh
Can't nothing hold me down, I'm gonna touch the sky



Belliboncuk; Tahir ile Zühre'nin sevgili büyücüsü, canım büyücüsü.

13.4.10

pamuk şeker

Bugün birinin dürtüklemesi ile bir konuyu derinlemesinden düşünmeye başladım ve kesin kararımı verdim dostum! Dedikodu aslında bu, hah benden başka ne beklenir zaten, ama tespit çok çeldirici yani kabeş. Bildiğin gündemime bomba gibi düştü, ama hareket, heyecan lazımdı zaten, çok iyi çok, cuk oturdu.

Buradan sevgili G.ye selamlar, daima bana rezil olmamda yardım ettiği ve muhtemelen edeceği için!

Eve gelir gelmez uyumayı alışkanlık haline getirmemeli insan, ama çok tatlı be, bal gibi uyku, canım uyku.

Uykudan önce meditasyon nasıl yapılırı öğrendim bugün! Çok merak ediyorum bu geceyi o yüzden, heyecan dorukta. Ama doğru nefes alıp vermeyi ve bu şekilde sakinleşebilmeyi öğrendim ve buradan bana bir artı puan! Artık çok sinirlenip de kendimi üzmemeyi umuyorum.

En güzel şeyler bile biterlermiş, dedik bugün, çocukken pamuk şekerimin bitişi gibi.

12.4.10

lolipop

İnsanoğlu mallığa doymalı ama bi noktadan sonra, gerçekten.

Mesela kendimden örnek vereyim: Duramıyoruz efenim rezil olmadan! Doymuyor muyum neyim anlamadım ki yahu. Her gün mutlaka bi rezillik sağlığa iyi gelir, gibisinden bi sözle jeneriklere geçmeye çalışıyor olmalıyım, yoksa ne bu uğraş?

Yattım evde üç gün ama şimdi defterleri tek tek geçir, notları anlamaya çalış filan bitmez be! Hiç başlamadım ki nasıl bitsin! Ama düşünün de bakın, azmettim sınırlarımı zorlamaya. Bi de gelir gelmez yattım, azcık şekerleyiverdim, oh şimdi bombastiğim.

Lanet boğazım! Artık doğru dürüst birşey içemez oldum. Dondurma da hazirana kadar yemiycem diye hem anneme hem kendime söz verdim, çünkü sonra acı çeken ben oluyorum. Bugün son ders boştu, kadıköy yapalım dedik de yapacak birşey bulamadık dostum;
yemek, tatlı, abur cubur yiyemem => diyet
dondurma yiyemem, soğuk içemem => boğaz
derken ben elimde su şişesi ve lolipopla günü tamamladım. Uf!

Yarın meditasyon öğrenicem Charlotte'tan, çok heyecanlıyım, oley! Lazım bana o, uyuyamıyorum, kendimi dinlemem filan lazım.

Tutti frutti kalp ben.

10.4.10

rahat mısın?

Ayıp be, burçlar bile benle dalga geçiyo. Hayır tamam çok inandığımdan değil tabi ama bazı şeyler gerçekten tesadüf olmasa gerek. Çoğu özelliğimi gösteriyo. Ama tabi o günlük fallar değil, genel karakter özellikleri. Bugün öğrendim, bi de doğum gününe göre de çok büyük farklılıklar gözükebiliyormuş. Her günün ayrı bi özelliği var, benimkine de baktım ama artık yeter canım, yuh diyorum, ailem yıllardır beynimi didikliyo zaten, bi de sen yüzüme vurma.

Rahat!

Öyleyimdir üstünüze afiyet.

7.4.10

beni-silin

Metrobüs metrobüs iki yetele, haram zıkkım olsun belediyeye hey!

Blogger'ın çok hasta, vah yavrum, muhtemelen sınav sonuçlarına daha fazla kalbi dayanamayacağı için boğazı hata verdi.

Tabi o da var biraz ama, bence kendisi götürmeseydi magnumları şu an turrrruup gibi olurdu. Hava değişiminde ne yapmamalıymış, deneyip gördü. Mesela iki güneş gördü diye açılıp saçılmayacakmış, saçı ıslakken sokağa çıkmayacakmış, buzlu kolayı kafaya dikmeyecekmiş, vs.

Hastalığım ciddi aslında, raporum var üç gün, 6 tane de iğne yapılıcaktı, bildiğin penisilin iğnesi, en fena yakanından, ikisini yedim, dördü kaldı. Acı acı yani.

Bu hafta ne okul var ne dersane, daha da gitmem. O açıdan baya ders çalışmalıyım, ki açığı kendim kapatayım.

Dedikodulardan da uzak kalıcam he, gerçi bu ara pek durgundu okul ama işte kuzuların sessizliği, umarım ben yokken patlak vermez, geçen hafta da bi gitmedim hemen olay olmuş, cık cık, okuldakilerden bile daha ayrıntılı öğrendim neyse.

Özleyin beni anacım! Baaaay!

system failed

Niye

"You touched my heart you touched my soul.
You changed my life and all my goals.
And love is blind and that I knew when,
My heart was blinded by you.
I've kissed your lips and held your hand.
Shared your dreams and shared your bed.
I know you well, I know your smell.
I've been addicted to you."


dedikten sonra

"Goodbye my lover."

demek zorundayızdır hep, diye merak eder dururum.

Yok mu burada bi yanlışlık?

5.4.10

let it play

Boş bi gün. Notların açıklanması, dersler filan işte. Kısacası "ıııyyyrreeeaaennçç!"

Ders çıkarmadım hiçbir şeyden, durmadan konuştum belki tüm gün ama sustum içimde. Sakindim hiç olmadığım kadar, ama sessizliğim bir çığ gibi büyüdü gözlerimde. Dev gibi bir çığ, bağırdım çağırdım, yardım etmedi hiç kimse.

Şiir yazmalıyım bence, kalem kağıt hoop, hatta duvara yazayım, sonra atsın babam beni pencereden. Kendimi Akif sandım bi an, yok ama o aruz filans, no my style babe.

Bugün spora başladım canıms ya sorma pek bi yorgunum. Her gün böyle devam artık, sağlıklı yaşamalıyımm..mışım, öyle diyorlar.

Keşke sevgili B. kadar umursamaz, onun kadar neşeli ve güler yüzlü olabilseydim! Farkettim de arkadaşlarıma değil de uzaktakilere çok sert gözüküyomuşum, hatta geçen gün yolda yürürken araba camından yüzümün halini gördüm ve ben bile ürktüm. Dövecektim de, gibisinden yaklaşıyorum insanlara, korkuyolar tabi onlar da uzak duruyolar tabi, vah yavrum.

Baby can you help me?
I think I've lost my way.
I'm in need of shelter,
Far above this place.

I can see a castle,
High up on this hill.
Could it be my freedom,
Left to my own will?

I thought I, was holding on,
But my heart slipped away.
There's nothing wrong,
That's my song,
I wanna let it play.
I wanna let it play.

This love, needs a home.
Strong, storm by storm.
We'll build a fortress, around us,
Keep us safe from harm.

4.4.10

a geek magnet

Bu arada kitabım bitti! Çok güzeldi ama ama ama!.. sonu hiç bana göre değildi, tatmin etmedi, ikinci bi kitap olmalı belki, mesela İpek Ongun gibi, çok iyi olurdu yahu. Tamam sadece bir kitap dediğini duyabiliyorum ama benim için önemli cidden. Aman neyse.

Kitabın adını insanlara göstermemeye çalıştım, görenler dalga geçti zaten, ha ha ha -ben de hep seni sevdim bebek!

suitcase of memories

Amanın yandan yandan severim seniii candan!
tadında bir cumartesiydi dostum. DKH'yi tamamlamış bulunduk. Evet çok artist duruyo böyle hani ne bileyim BKM gibi filans, neyse bilesiniz ki DKH: BigLion'u Kutlama Haftası.
Deşifre etmeyeyim dedim adını.

Evet, kendisinin doğum günüsünü resmi olarak kutladık. Çoh eylendik olum uff!

Ben rezilim!
-Biliyoruz canım geç onu.

Gerçekten bu sene kıvırcığımın olduğunu sandığım kadar rezil ve sakar ve hatta salak olduğumu farkettim! Dersaneyi bilirsin, önceden de dediydim, kimseyle konuşmam etmem, bi Charlotte vardır yani, gerisi çok da tın. Bu sabah -iki haftalık yokluğumuzdan sonra- gittiğimde sınıf boştu, bizim hep oturduğumuz sırada bi defter vardı. Ben de dedim hani dünden kalmıştır, biri unutmuştur, kaldırdım ön sıraya koydum. O saatte -afedersin de hani karga bile mahremiyetiyle meşgul değil iken- kimse gelmez diye düşünüyordum ve ders programını inceliyordum ki bir şahsiyet içeri girdi, ben her ne kadar takmamış olsam da "Günaydın" dedi, ben de karşılık verdim. Sonra gülerek "Hmm şey pardon ben sırana geçmişim" dedi, tabi ben sağırım, anlamadan etmeden o güldü diye ben de sırıttım. Köşeli jetoncağzım düşünce kızardım zati.

Bunu anlattığım sevgili Charlotte yine bana gıcıklıklarda bulundu, severdim seni ben. Bi de çocuğun adını bile bilmiyorum, yoklama alınırken öğrendim hani o derece. Çıkışta da bi yere uğramam lazımdı, o yüzden kendisiyle yollarımız ayrıldı ve amanın ki çocuk da önümden gidiyordu! Devamlı arkasına baktı filan ama demek ki ben o kadar rezaleti bir günde kaldıramayacağımı düşünerekten bir hızlanmışım, sorma. Aktım be!

Oh bir gün daha bitti morarmadan ben. Kızarmaya alıştım bebeğim, ama moru henüz görmedik bakalım, izleyelim görelim.

Ve kapanışı eskilerden bişeyle yapalım diyorum. Cyndi Lauper-Time After Time..

Lying in my bed I hear the clock tick and think of you
Caught up in circles, confusion is nothing new
Flash back warm night, almost left behind
Suitcase of memories
Time after sometime you pictured me
I'm walking too far ahead
You're callin' to me
I can't hear what you've said
Then you said, "Go slow", I fall behind
The second hand unwinds

1.4.10

pes doğrusu

Duydum ki birileri dilonun yazımından şikayetçiymiş, artık dilo eskisi gibi yazmıyomuş, insanlar benden güzel devrik cümleler hatta kafiyeler bekliyomuş.

Şikayetlerinizi ve önerilerinizi lütfen yandaki dilek kutumuza atınız, ki yok öyle bişey, ama şaka bi yana, yazdığım mail adresinden elbette bana ulaşabilirsin, biliyosun ki kimse erişilmez değildir, veya bilmiyosan da beni bozma, bil.

Benim sevgili Miccer'ım ameliyat oldu, çok çok çok geçmiş olsun ona, yakın zamanda sağlığına kavuşsun, dönsün aramıza, bugün de ziyaret edemedim ama, anlayışlıdır bence kızmaz bana. Kafiyem yakıyorrr.

Üç senedir doğru düzgün görüşmüşlüğün olmayan ama eskiden çok sevdiğin bi arkadaşın, o aralar çok aklına düşüyo, adını çok anıyosun ve bir gün bi vesileyle aniden karşına çıkıveriyor, tesadüfün böylesi diyorsun. İşte o gün bugündür dostum, öylesi bi arkadaşla karşılaştım, eve de beraber döndük, çok yakınımda oturuyor, elindeki krakeri hatur hutur yiyen, ama doğru düzgün sesimizin çıkmamasıyla bir zamanlar meşhur olan arkadaşım ve ben'e sessiz olmamız konusunda ahlak dersi veren hanım teyze bozuntusuna rağmen yol boyunca, ki yaklaşık 45 dk, bi güzel konuştuk, sohbet ettik, oh çok mutlu oldum ben.

Yeter, bu kadarına da pes, denilesi tesadüflerden nefret ediyorum. Evet, açıkça söylüyor, haykırıyor, bağırıyorum. Hatta orta sonda ''yok artık!'' ünlemini argo bulan, onun yerine ''pes doğrusu'' dememizi isteyen 1. sınıf hocasından da nefret ediyor, ama tıpkı onun gibi artık pppppes doğrusu, diyorum.

Bugün bi kitap aldım, çok hevesle hem de, gerçekten de önsözünü okuduktan sonra aklımdan çıkammıştı ve bugün ne mutlu bana ki alabilme şerefine eriştim. Aslında Hep Seni Sevdim (Geek Magnet) diye bir kitap, Kieran Scott diye bir yazar, öneririm herkese, benim hayat doğrularımı yansıtıyor kısmen.

Bunları biliyor musunuz?

1.İnsan büyüdükçe dostları azalır.
2.Aşk gerçek bir olgudur.
3.Siz birisini seversiniz ama o sizi sevmez; siz de sizi seveni sevemezsiniz…
4.Takıntıları olan biri olmak zor…
5.Takıntılı arkadaşlara sahip olmak ise çok daha zor…
6.Aile içinde huzurlu olmak kadar önemli bir şey olmadığı gibi kişinin özgüvenini de bu huzur etkiler.
7.Evde alkol problemi olan biri ile yaşamak sabır gerektirir.
8.Tiyatro disiplin ister.
9.Takıntılarınızı yenmek için çaba gösterirseniz önce siz mutlu olursunuz!
10.Aşk herkesin kapısını çalmaz!


Evet gerçekten de büyüdükçe dostlar azalıyor. Liseden önce hep ezilen, istenmeyen, hatta dışlanan, belki de kıskanılan olmuştum zaten, çok yakın değildim. Ama lisede hayata başladım ben, asıl güzellikleri lisede yaşadım, ve yaşamayı umuyorum. Ancak hayata beraber başladığımız dostlarla da yollar ayrıldı bir bir, demiş ya şair, veya buna benzer bişey, gerçekten de günbegün hissediyorum bu soğukluğu, kimileri içimi ısıtmaz oldu artık, gönülden ırak. Yazık, çok yazık, ancak bana yazık olmasın daha iyi, gerek yok uzatmaya.

Hayat aslında güzel ve yaşamaya değer; elbette sorunların üstesinden de gelinir... Bazen hayatınızın dönüm noktası olacak insanlar aslında burnunuzun dibindedir; belki bakmak yerine görmeyi tercih etmek gerekir...