26.12.10

mor çatı

Fen sınavım çok kötü, mat'ta ise akmışım filan neyse, boşverelim biraz sınav mevzuunu da komiklikler şakalar tadındaki günümüzü anlatayım.

Sınav öncesi kantinde buluştuğum kıvırcığımla aşağıya inmeye karar verdiğimizde bu olayın bu denli ses getireceğini bilmiyorduk. Ses dediğim gerçek ses, yani kıvırcığım bir kalktı ki yerinden, yer yerinden oynadı, sandalyeler devrildi. Bi de sandalye pek ağır olunca bütün kantine rezil olmak da cabası oldu. Tabi ben kahkahalarla aşağıya inerken bugünün kıvırcığımın sakarlık günü olacağını tahmin etmemiştim ki merdivende takıldı ve benim üstüme koskoca "kıvırcığım" devrildi! Neyse ki sağlam tutundum da bir facianın önüne geçildi.

Flaş flaş Kadıköy'de bir dersanenin merdivenlerinde çarpışan protonlar büyük bir patlamaya neden oldu. Halk facianın eşiğinden döndüyse de protonlardan hala haber alınamıyor.

Ahahaha ama hala gülüyorum gerçekten. Canım kıvırcığım, anlatılmaz yaşanır tadındaki güzel insan, hayatımın mor rengi, evimin mor çatısı, çöp bacaklı gülhanı...

24.12.10

Sınav haftası bitişiyle saldırdığım bilgisayarım iki gündür tam mesai yapıyor. Yeğenimin blogu da tamamdır, duyanlar duymayanlara duydursun!

Şaka maka yeni yıl geliyor, doksanlıların askere gittiği yıllardayız. Anlamaman normal, demek istediğim, çok hızlı gitmiyo mu zaman ya?

Dünyaaaa, bu gece dursana!

Bu hafta hiç atar yapmadım, hiç demeyeyim de, bi defa keline atar yapmış olabilirim ama ders çalışıyodum yani, kutsal görev. Kelin mi kim? Burayı okumuyo olsa da onun şirin küçüklük anısından dolayı ona kelin diyorum artık, bilsin.

Za-yıf-lı-yo-rum! Çok iyi gidiyorum be, maşallah, çok büyükmüş hatta. Bi sürü kilolar verdim uu! Minik dilo olma çabasındayım iyice.

Yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkese mutlu olsun kutlu olsun, geliyor! Çok beklentim yok bu seneden, kötülükler olmasın yeter. Ama 2011 be, çok hızlı geldin, çok hızlı git e mi?!

Öyle bir geçer zaman ki,
Dediğim aynıyla vaki...

8.12.10

minik filo

Dün atarlı genç meteyi, bugünse şeker kız kendiyi oynadım; günbegün değişiyorum yani. Ama burayı okuyacağını düşündüğüm birinden o an başka birşeye kızgın olduğum için ona da atar yapmış olduğum için özür diliyorum. Onu, özellikle yanaklarını ve dişlerini çok seviyorum.

Mete! Evet herkesin dilinde öyle bir geçer zaman ki vardı bugün, her çarşamba olduğu gibi. Adam resmen disiplin kurulunun ortasına ağaçtan pencereye atlayarak daldı! Berrin de ayrı salak zaten, neden anlamaz ki siyasetle ilgili birinin o yaşında biriyle evli oluşunun formaliteden ibaret olduğunu aceba?

Cery'nin haberi olsun, philosophy'den gelen filo kelimesi "sevgi" demekmiş. Sevgi böcüğü minik filo'yum ben o zaman.

Dün, sesinin kısıklığı yüzünden konuşmadan ders anlatan hocamıza fazla alışmış olan sevgili ben'in de sesi yokmuş gibi işaretlerle konuşması da çok hoş di mi? Ayrıca geçen sene bir şekilde rezil olduğum insana yeniden rezil olma girişimim de cabası! Merak etmeyin, girişimlerimi sonuçsuz bırakmam ben... malesef.

küçüğüm, daha çok küçüğüm, bu yüzden hatalarım...

6.12.10

maşallah çok büyükmüş!

Sınav haftası bitti, haftaya başlıyo ama neyse, derslerimin çoğunu dört gibi kötü desen diyemezsin, çok da iyi değil bir nota endeksledim filan rahatım çok. Yeğenim gitti, biraz kendim yaşayabiliyorum, yoksa onu mıncıklamaktan zaman su gibi geçiveriyodu.

Bazen gelen şu bunalımlı halimi attım üstümden, kara bulutlar peşimden koşturuyolar ama ben onlara tüm gücümle üflüyorum ki gelemesinler üstüme, misali. Böylece sorunlar unutuluyo, ya da takılmıyo.

Geçen hafta kıvırcığımla resmen kavga ettim. Hoş, öğlen izin alıp çıktık ders çalıştık, yani bu kadarcık bişeydi ama fena oldu, hem sınavımı etkiledi, hem beni. Neyse, ufacıcık şeyleri takmıycam bundan sonra, takmıycam, takmıycam ulan.

Dün dersanede olan olayı herkese anlattım, bi de buraya yazmazsam çatlarım. Kıvırcığım ellerini arkada bağlamış, elinde de o kumandaya benzeyen telefonu var. Arkasında da bizim sınıftan birileri, kıvırcığımın arkasına baka baka konuşuyolar. En son "Maşallah çok büyükmüş" lafını duyan kıvırcığım, onlara sapık muamelesi yapıp döndü arkasını. Çocuklar "Omnia 1 benim, seninki 2, bu da galaxy..." diyince telefondan bahsettiğini anladık. İyi ki "Ben çok iyi anlarım.." lafını bundan önce söylememişler, yoksa muhtemelen kafa göz dağılırdı.

Ya beş sene fazla geldiğinden ya da insanlarından dolayı artık okul bitsin istiyorum gerçekten. Üzülmüyo değilim tabi her gün görsem de akşam ayrılırken sarılma ihtiyacı duyduğum arkadaşlarımla ayrılmak koyar insana, ama mesafelerin dostlukları bozmayıp aksine güçlendireceğini bildiğimden de seviniyorum. Hayata atılmaya atılma, ayaklarının üstünde durmaya çabalama, vs gibi gelişmeler bekliyo bizleri, ilginç değil mi? Bakalım bakalım.

Ama sizi çok seviyorum be, her gün yüzünüzü gördüğümde yüzümüzde oluşuveren tebessümü de çok seviyorum, omzunuza kolumu attığımdaki sıcaklığı da. Nasıl unutulursunuz bilmem de zaten, diyoruz ya söz verelim diye, bu sene yeni yıldan bunu da dileyeyim madem:

Hayatımın her evresine şahit olmanız ve eşlik etmeniz dileğiyle...