30.11.09

dedikodudedikodu

Bir elmanın iki yarısı, ayrılmaz ikiliyizdir mevzu bahisle. Yani bu görünürde böyledir tabi, arkadaşların teşhisi, rivayet bi bakıma. Aslında herkesin içinde bir merak hissiyatı vardır, her ne kadar derinlere gizlenmiş olsa da. Mesela bi sürü şey bilirim ben, millet gelir 'anlatsana var mı yeni birşeyler' diye, anlatırım bi güzel, sonra kopamazlar benden; dilo'yla bağlan hayata.

İçten gelen bi olgu bu bence, halk arasında 'o ne dedi bu ne dedi yok ebeni kedi yedi' mevzuları gibi düşünülse de bundan ibaret değil sadece. Olaylara bakış açın değişiyo, ufkun açılıyo, gözlem yeteneğin artıyo, dünyayı daha iyi anlıyosun, kendin yaşamışçasına tecrübe kazanıyosun; ayrıca matematik, fizik gibi derslerine de yardımcı oluyo -en azından ben de öyle- neden sonuç ilişkisi kurmanda, tümevarmada kolaylık sağlıyo.

Hem bakınız Aşk-ı Memnu'ya! 100 senelik roman güya ama ne entrikalar var. Bakınız Romeo ve Juliet'e, Leyla ile Mecnun'a, bakınız Yalan Rüzgarları'na vs. Yüzyıllardır aşk, ihanet, entrika üçlüsüne bayılan insanoğlu içinde bikaç şey biliyorum kulaktan dolma, suç mu caaanım?!
Bazen -özellikle geçen sene- mesainin doruklarına ulaştığımda alıcılarda karışıklık olabiliyo; işte o zaman değmeyin dilo'ya! Kavgayla sonuçlanması muhtemel vakalar bile görülebiliyo, aman diyeyim. Tehlikelidir, ateşle yaklaşılmaması gereken durumlardandır.

İşte içimde kalmış demek ki, sevdiğim bi konuymuş ki döktürdüm bu kadar. Oh be!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder