28.1.10

diziler vol1

Biraz da dizilerden konuşalım.
Dawson's Creek? Bir zamanlar internetten izlediğim ve tutkunu olduğum, bana göre gelmiş geçmiş en iyi gençlik dizisi. Bunun sebebi Dawson'la Joey'in ölümsüz dostluğu mu desem, Pacey'nin şapşallığı mı veya Jen'in gerçekliği mi desem bilemiyorum. Hele ki o son bölüm, Kevin Williamson'ın başladığım gibi bitiririm dercesine herkesi dumurlara uğratmış, ağlatmış ve bir bakıma sevindirmiş olan final öylesine muhteşemdi ki hiç unutmam. O sözler sanki özenle sözlükten seçilmiş gibiydi, o son sahnedeki diziden hatırlatmalarsa nerden nereye dedirtiyodu. Her neyse, bana Amerika'yı sevdirendi, onların da bizim gibi insanlar olduklarını gösterendi işte.
Jen öldükten sonra çalan parça, hatırlar mısın?

Say goodnight not good-bye
You will never leave my heart behind
Like the path of a star
I'll be anywhere you are


The O.C? Abimin tavsiyesiyle izlemeye başladığım, güzel ötesi dizi. Kaliforniya eyaletinin sahil kısmında Orange County adında bir kasabamsı yerdeki gençlerin yaşamını konu almış, beni Kaliforniya'ya, Newport'a aşık etmiştir. Hele ki sezon sonlarındaki o sıradışı bitirişleri! Yeni sezon için çılgına dönerdik. Finalde de yine yaptı yapıcağını ve öylesi ağlattı ki, aslında mutlu son olduğunu anlayamadık; belki de ağlamamız dizinin bitmesindendir, kim bilir. Ryan'ın Marissa'yı, arabada Sandy ile geri dönerken gördüğü an veya Marissa öldüğünde Ryan'ın onu taşıyışı... Hallelujah'nın ne denli acıklı olduğunu öğretmişti bize.

Baby i've been here before
I've seen this room and i've walked this floor
I used to live alone before i knew you
I've seen your flag on the marble arch
But love is not a victory march
It's a cold and it's a broken hallelujah

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder