26.1.10

p.s what the hell..

Bazen kelimeleri ifade etmekte ne kadar zorlanırız dimi? Kelimeleri hatırlayamadığımız bile olur. Bazense söylememiz gereken şey o kadar açık ve nettir ama sanki dilimiz iple bağlanmıştır ve o sözler dökülemez ağzımızdan. Çünkü ifade etmek istediğimiz o değildir aslında. Belki de onu söylemekten korkuyoruzdur, onun getireceği sonuçlardan veya değişmekten, inanmadığımız şeyleri yapıyo olmaktan. Olur ya, hayat bu, doğrularımız vardır hiç değişmeyecek sandığımız, bir anda sarsılıp hayatımız alt üst olunca doğru olmadıklarını farkeder ve kendimizi yenileriz. İşte bu noktada önce korkarız aslında, üç heceli bir kelimeden, ''değişim''in ta kendisinden. Aslında öyle ki, hayatımız alt üst filan da olmamıştır.

Hani demiş ya Candan Erçetin, dünyada ölümden başkası yalan, diye; aynen öyle. Bu dünya hiçbir zaman başımıza yıkılmaz, hayatta yaparız herşeyi belki bilmeden, ölsek de gam yeriz aslında ve de itiraf edelim kimse kimse için ölmez. Bu söylediklerim de her gün kullandığımız bazı lafların ''aslında''ları.

Yani aslında, değişim için beklememek gerekir, değişim yanıbaşımızdadır; değişim, saatin her tik tak edişinde, dünyanın her dönüşündedir.

Hayat felsefesi, kelimeler filan derken nerden gelebiliyorum bu konuya, merak ediyorsun tabi. Gerçi blogreader'larımın çoğu bilirler ama belki tekrar göz atmakta fayda vardır??

Elif Şafak, hiç okumayı istemediğim bir yazar, edebiyat sınavı için zorla okuduğum kitabi Aşk. Eğer Şems'in kısımlarını biraz daha dikkatli okursak bence dünya görüşümüze pek faydası olacak, benden söylemesi.

Aslında kelime olayı da one tree hill'den gelme hani. Brooke bir türlü diyememiştir Julian'a ''I love you''. -Onlar için- 8 harf 3 kelimecik kısacık bir cümle, ama ne denli önemli insan için; hani var ya ego, id olayları, pek bi benlik okşayıcı. Hele bi de her söylenişinde içindeki gerçekliği hissettiriyorsa... Mi acaba???

Harfler, kelimeler ya da cümleler yeterli olsaydı, ağzımız kulaklarımıza varmaz mıydı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder