4.2.10

en sevdiğim krallık


Çocuk olmayı çok mu özledik acaba???

Bebe bisküvisi, eti cin yemeyi, kaydıraktan kayıp tahterevalliden düşmeyi, annemizin topuklu ayakkabısını giyip yürümeyi veya abimizin ders kitaplarını çalıp çalışıyormuş taklidi yapmayı ne kadar çok konuşur olduk bugünlerde... Sanki o hep içimizde bir yerlerde değil mi? Çocuk olmak, içimizde değildir hatta, bizizdir, ta kendimizdir. Hani şu oyuncak dükkanlarına girip dalga geçişimiz aslında biraz da özlemimizden kaynaklanıyor. Halbuki o kadar çok yıl da geçmedi aradan, hani böyle konuşuyorum diye kırkıma henüz girdiğimi filan sanma, ben de bir ''super sweet 16''im. Ama yine de insanların senden büyüdüğün için yaşına göre davranması, sana bir sürü görev yüklemesi, artık nüfus cüzdanından bile sorumlu oluşun seni çocukça davranmaktan alıkoyuyor. Ne yazık ki herşeye rağmen dilediğimi yaparım diyenlere de iyi gözle bakılmıyor.

Ben biraz da dışarıyı takmayanlardanım sanırsam. Aklıma geleni yaparım arkadaş. Çok da umrumsunuz yani, beni seven olduğum gibi sever zaten. Neyse ki kendim gibi arkadaşlar da edindiğim için bir problem yok. Diğerlerinin şaşkın bakışlarına maruz kalsam, arkamdan konuşmalarına şahit olsam nopırablım yaneeeee.

Çocukluk, sadece doğumdan belli bir yaşa kadar süren bir dönem değildir ve belli bir yaşı da yoktur.
Çocuk büyür ve çocukça şeyleri bırakır.
Çocukluk hiç kimsenin ölmediği bir krallıktır.
Edna St. Vincent Millay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder