2.3.10

son vapur


Beş günümsü olmuş yazmayalı, dediler, uyardılar, kulağımı çektiler, ben de pes ettim.

Aslında kendimi frenlemeye çalışıyodum internet konusunda, evet yapabiliyomuşum, ama bi işe de yaramıyomuş, hiç de bile ders çalışmıyomuşum, o zaman ne diyoruz: Kendimi durduracak değilim!

BigLion ziyaret edildi, mutlu olduruldu, eve babamla aynı anda bile gelindi, hatta annelerden ''Bi boğaz turu da atıverseydin'' lafları işitildi, cuma akşamı evde süper pilates hareketleri yapıldı, biz süper üçlü annem abim ve ben kırdık geçirdik yine, videolarımız da çekildi oh mis.

Kakatece'yi sel aaaaldııııııı.....!

Cumartesi bi toefl yapıp geleyim dedim, aktım sınavda be! Benimle beraber giren şahısların en az üçüncü denemeleriydi, tırstım ben de, ama adamlar kaliteli sınav hazırlamışlar abi, kabul etmeli şimdi. Dil, anlaşmak için vardır, diyolar. Hiç öyle structure bölümü ayrı filan değil, dört bölüm sadece: Reading, listening, speaking, writing. Hani biraz kelime bilgim olsaydı, tam süper olacaktı da işte... Zaten büyük beklentim yok yani, deneme-yanılma. Bazıları da canlı tanıklar istiyodu zaten.

Ama dört saat bilgisayar başında durmak yaramadı bana ve ölücek gibi yapan bi baş ağrısına maruz kaldım. Benim normal baş ağrılarım bile insanlara göre normal değildir zaten de, bunu düşün artık. Migren artı sinüzit artı dört saat pisi. O gece sevgili kuşum öldü. Aksırıyodu, annemlere her ne kadar söylemiş olsam da takmamışlardı beni, ama en azından son günlerini bizle güzel geçirdi yavrucum benim. Ama o gece böyle düşünmüyodum kesinlikle, mantığımı kapı dışında bırakmıştım belki de, bütün o hislerimi yazmamak için girmedim internete filan, yine de günlüğüme yazdım. Resmen lanetli olduğumu düşünmüşüm, hiç iyi şeyler değil, hastalıklı düşünceler bunlar, aman diyeyim.

Pazar da gitmedim dersaneye, hiç iyi değildim bu baş ağrısı falan filanlar yüzünden, sabah bi baktım, babam yeni bi kuş almış, şimdi onu da diğeri gibi sevmeye çalışıyorum, ama zor o iş. Neyse ya canım, adını da Çapkın koydum, fazla uçuyo yahu, yakalayamıyorum.

She is back!
BigLion geri döndü a dostlar, muhteşem dönüş hem de, öğlenleri etrafında toplanılası, dedikodu yapılası yani.

Bu arada coğrafyacıma söylenilesi şeyler duydum, Şili'deki deprem sebebisiylen bir günümüzün süresi kısalmış ve de eksenimiz yer değiştirmiş azıcık. Bi de diyoduk zaman ne çabuk geçiyo diye, al sana bilim.

İlk defa insanlara özendiğim için veya edebiyat sınavı zorunluluğum olduğu için değil de kendim için bi kitap okudum okul zamanında, vay anasını. Peyami Safa kadar güzel psikolojik roman yazan bulunmaz derdim ve diyorum kesinlikle, kalın kalın kitaplar değil yazdıkları, ama o kadar çok anlam ifade ediyo ki her paragraf okunası, atlanamayacak kadar güzel. Selma ve Gölgesi'ni bitirdim işte, dumura uğratası, merağın tavan yaptığı kitap. Okunmalımalımalı!

''Sizin de son vapurunuz varsa gidiniz! Ben karşımda saatin ve dünyanın unutulmasını istiyorum.''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder