15.4.10

belliboncuk

Bir kederli bir mutlu bir sinirli bir melek gibiyim, aman ne bu canım? Hayır kırkımı da geçmedim yani böyle bunalımımsılar niyedir, hiç bilmem.

Hollandalılar geldi okula dün, işte yaa kardeş okulumuz hah artist okulum benim, ay artistliğinde bile bir yamukluk var zaten, yirim. İşte o gün pek bi yalnız olduğumu hissettim, kimsenin bana benim onlara verdiğim kadar değer vermediğini anladım, ki iki kişi dışında yanılmamışım hani, neyse bari, o iki kişiyi seviyorum.

Tess of d'Urbervilles diye bi kitap okuyoruz sınav için, filmini izleyelim dedik, ordaki kız, rahip istediğini yapmayınca çocuk gibi

I don't like you then! I'll never come to your church! Never! Never!

diyodu da ordan aklıma geldi bu "Banane banane daha da gelmem!" pozları, yoksa diğerlerini sevmediğimden değil.

Bugün kıvırcığımla yürüdük Kadıköy'e spor olsun diye, dersaneye aktık filans güzel geçti. Meğer her yer onunla ayrı bişey oluyomuş. Ama günün sonunda kesinleşen durum beni daha da bi trallalla moduna soktu: Kendileri yarın bize geliyorlar.

Kıvırcığımın sevmediklerini öğrendim bugün yemek olarak. Tabi bunlardan bir güzel de mönü oluşturdum yarın sunmak için:

Şehriye çorbası, şehriyeli pilav, patlıcanlı herşey.

Kendileri pek raadlar bu konuda ama, en olmadı açar buzdolabını gıdırırım bişeyler diyor. Ayıb.


ooooh ooooh
Can't tell me nothing now, baby I know how to fly

oooooooh
Can't nothing hold me down, I'm gonna touch the sky



Belliboncuk; Tahir ile Zühre'nin sevgili büyücüsü, canım büyücüsü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder