9.8.12

yalnızlık senfonisi

Ne kadar da sığ insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz! Sadece benim etrafımdakileri toplasak zaten büyük bir kitle oluşur. Konuşmaları "Naber, nasılsın"dan ileri gidemeyen, sevgileri "Ay ben seni çok seviyom yaa"dan fazlası olamayan, birleştiklerinde gereksiz yere gülüşmelerle gürültü kirliliği yaratan insanlar... Bir diğer yönleri de  iyi gün dostu olmaları. Klasik cevap olan "iyi nolsun ya"nın ağızdan çıkmadığı günler vardır ya hani gerçekten dertlisindir, fazla yansıtmak da istemezsin ama "bilmem kötüyüm herhalde" demek zorunda kalırsın. İşte bu cevap onlarda alarm oluşturur, birden "Eyvah, ciddi konular konuşucaz galiba, yandık" diye düşünürler. Anlatmak istersin bir şeyler, çünkü arkadaşlığıın mantığı budur, paylaşmaktır iyiyi de kötüyü de. Başlarsın seni üzen şeyden bahsetmeye, sonra bir bakarsın bütün laflar yavaş yavaş ağzına tıkılıyor. "Sen misin kötü hisseden, al sana, daha da kötü ol e mi" dercesine başlarsın aşağılanmaya. Kötü olma sebebin belki de birinin vefatıdır, veya zaten "insan" olan insan için sevdiği birinin başına gelen kötü şey onun da kötü hissetmesine sebeptir ama fazla söze ne hacet? Karşındaki her şeyin en iyisini bilir "Geçer canım nolmuş" der, "Ölen kişi zaten pek de yaşlıymış" der, "Hastaysa hasta canım iyileşmek istemiyorsa sen ne yapacaksın" der, "Hapis cezası mı, nolucak, paraya çevrilir" der, "Herşey hallolur boşver sen, gel akşam takılalım" der.

Yeter artık! Bak bu şununla çıkıyomuş, şu ikisi küsmüş, bunlar nasıl da birden sıkı fıkı oldu, yoldaki adama bak ne komik, hah hah haaa! Bir araya gelindiğinde yapılacak yegane etkinliğimiz bu; ha unuttum tabi bi de yemek yiyoruz. Bütün bunlara bir son vermemiz gerekmez mi artık? Birkaç ay öncesinde geleceğin doktorları, avukatları, mühendisleri olarak tasvir edilirken şimdi birer doktor, avukat ve mühendis gibi hissetmiyor muyuz? Eğer öyleyse şöyle bir silkinmemiz lazım, kim olduğumuzun nerde yaşadığımızın farkına varıp yaşımızın bilinciyle hayata devam etmemiz lazım.

Ey sevgili neslim sana sesleniyorum, beni duy ne olur! Her gün şehit verilen bir ülkede, kimilerinin açlıktan, yer kavgasından ve şahsi menfaatlerin çatışmasından öldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Uyanmanın vakti geldi de geçiyor. Fedakarlık, hoşgörü, insaf, vicdan, kardeşlik gibi kavramların anlamını yitirip tivitlerin, sıtatüslerin, ihtirasın, hırsın, benmerkezciliğin etrafımızı sardığı bu dünyayı değiştirmek bizim elimizde. Değil mi? Yoksa yalnız mıyım bu düşüncemde de?

Anladım sonu yok yalnızlığın
Hergün çoğalacak
Her zaman böyle miydi bilmiyorum
Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
Alışır her insan, alışır zamanla kırılıp incinmeye
Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak

Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
Hadi gelin üstüme korkmuyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder